30 Nisan 2011 Cumartesi
28 Nisan 2011 Perşembe
Anlayana Cevaplar!!!
Dünkü Nihat olayını ele aldığımız yazımız da belirttiğimiz olayları bir de yabancı gözüyle okuyalım.Belki at gözlüklü insanlar okur da Nihat’a söyledikleri sözlere bir cevap alırlar.Belirteyim yazı Milliyet gazetesinden alıntıdır.
La Liga’da üst düzey futbol oynamış isimlerin Türkiye’de de aynı muameleyi görmek istediğini belirten basın mensupları, bu tür futbolculara örnek olarak Nihat’ın arkadaşı Guti ile Fenerbahçeli Güiza’yı gösterdiler
İspanyol gazeteciler, Beşiktaşlı Nihat Kahveci’ye sahip çıktı, onun megastar ya da İspanyol sendromu yaşadığını belirtti. Tecrübeli oyuncunun, Quaresma ve bir Türk gazeteciyle yaşadığı tartışmayı gündeme alan basın mensupları, Nihat’ın büyük yıldız olduğunu savundular. Nihat da dün yaptığı açıklamada, siyah-beyazlıların sözleşmesini feshetmek istemesi durumunda zorluk çıkarmayacağını söyleyerek, bundan sonra Türkiye’de forma giymeyeceğini belirtmişti.
İşte İspanyol spor yazarlarının görüşleri:
OSCAR BADALLO(Marca): Nihat’ın bu hırçın halinin ardında mutlaka gerçek vardır. Nihat buraya geldiğinde bize hemen adapte oldu ve kaldığı dört yıl içinde hiçbir gazeteci ile sürtüşmesi olmadı. Nihat’ın yaşadığı, bir yıldız sönmesi olarak değerlendirilebilir. Nihat hem San Sebastian kentinde, hem de İspanya’da yıldızdı. Sakatlık, Türkiye’ye dönmesi, forma bulamaması onu bunalıma sürüklemiş olabilir. Ancak ne olursa olsun Nihat, İspanyollar arasında her zaman bir yıldız olarak anılacak. Nihat şimdi istesin, Real Sociedad’ın kapısı ona açılır.
JUAN CASTRO (Marca): Nihat için hem megastar, hem de İspanyol sendromu yaşadığını söyleyebiliriz. Onun önceki gün yaşadığı polemik, biz İspanyol gazetecilere yabancı bir durum değil. La Liga zorlu bir ligdir. Burada megastar pozisyonuna ulaşmış bir futbolcu ülkesine dönünce aynı muameleyi görmek ister. Sanırım siz Nihat’ın burada yaptıklarını çabuk unuttunuz. Türkiye hiçbir zaman Nihat döneminde olduğu kadar İspanya’nın gündemine girmemişti. Burada çocuklar Nihat’ı bir idol olarak görmeye başlamıştı. Sakatlık, her futbolcunun baş belasıdır. Beşiktaş’ta yaşadığı uzun bir sakatlık onu bunalıma sürüklemiş olabilir. Ancak buna rağmen sahip çıkılmalıdır derim. Nihat burada sakatlandı, defalarca oynamadı ancak kimse eleştirmedi. Bence irdelenmesi gereken, Türk basınının yıldızlara nasıl baktığıdır.
BRUNO LLAMOS (Radyo Sur): Nihat yaklaşık 3 yıl Villarreal forması giydi, ikinci sezonunda 23 gol attı. Villarreal’in aradığı futbolcuydu. Beşiktaş onu götürmek için ısrarcı olmasaydı, Villarreal asla satmazdı. Gazetecilerle ilişkileri iyi, her telefona, her röportaja cevap veren, bizleri evine kadar davet eden, gördüğüm en kibar futbolculardan biri… Nihat bu derece agresif yapıya büründüyse, sebebi Nihat’ta değil kendinizde arayın derim. 7 yıl La Liga’da oynamış, tek sorun yaşamamış Nihat gazeteciye saldırıyorsa, şaka yapıyorsunuz derim.
27 Nisan 2011 Çarşamba
Doğru Söyleyenin Hikayesini Bilirmisiniz Dostlar?!
Başlığa bakınca bu da neyin nesi diyebilirsiniz ancak Beşiktaş’lı kardeşlerim işte tam da yukarıdaki başlığı okuyunca anlamışlardır derdimizin ne olduğunu!
Pazartesi oynanan ve 1-1′lik skorla sonuçlanan Konyaspor maçının ardından hemen herkes Beşiktaş’ın beraberliğinden çok Nihat Kahveci’nin oyun içerisinde Quaresma ve maç sonunda Spor Yazarı(!) Turgay Demir ile giriştiği tartışmayı konuşuyordu.Ardından önce oyuncumuz Nihat Kahveci’den bir özür mesajı geçildi kamuoyuna ve sonrasında Yönetim Kurulu’nun konuyu değerlendireceği açıklandı.
Söz de büyük olay(!)’dan sonra bugün gelinen sonuç ise Nihat’ın takımdan kesinlikle ayrılacağı.(kendisinin NtvSpor’a yaptığı açıklama).Sporla az çok ilgilenen herkes bilir ki saha içerisinde olan saha içerisinde kalır.Asıl mevzuu dışarda.Turgay Demir denen sözde Beşiktaş yazarı olan şahıs yüzünden basın Nihat’ın üzerine yüklendi ve zaten sallantı da olan formasının üzerine çıkmayan bir leke döktüler formasını çıkarsın ve gitsin diye.Asıl mevzuu da Nihat’ın çok para almasıymış.Şimdi soruyorum size!Nihat bu kulübe zorla mı getirildi?İspanya’da Ronaldo ile beraber gol krallığını paylaşırken sahiplendiğiniz Nihat ülkeye geldiğinde büyük puntolarla manşet atanlar da siz değilmiydiniz?
Hazır para demişken.Beşiktaş kulübüne transfer olan diğer futbolcuların aldıkları para ve verdiklerini neden görmezden gelirsiniz.Çok uzağa gitmeye gerek yok alın size Holosko.O’nun için Burak atrı para verildi şu an nerede,İBB’de ve yıllık 1.8 M € alıyor ve parasını da Beşiktaş ödüyor.Tabata!8 M €’ya alın ve şu an Arap dünyasında kiralık.Nobre!Yıllık 2.5 M € ve sonucu herkes biliyor.Kimi kellerin başlıca sebebi adam!!!Söz para olunca insanın aklına gelince söz etmeden duramıyor.Nihat’ın aldığı paraları konuşanlar giderken kazandırdıklarını,ardından Villareal’e transfer olduğunda da pay aldığını çabuk unutmuş.
Saha içerisinde ki olaya gelince.Nihat,Quaresma’ya çatmış bomboşken pas atmadı diye!Şimdi soruyorum size,Nihat’ın yaptığını kaç kez Bobo,oynadığında Ali Kuçik,Necip,İsmail vs.aklından geçirmiştir.Kabul edelim ki Nihat’ın tavrı tamamen haklı ve bu gerçekleri Quaresma’ya birinin göstermesi lazım dı ve patlayan bizim çocuğumuz Nihat oldu.Attığı çalımlarla İnönü’yü ve bazen de rakip taraftarları yerinden kaldıran Q7′nin bencilliği ve takım oyunu açısından eksikliği herkes tarafından bilinirken,vermediği bir pas skoru değiştirip hatta çoğu zaman gaibiyeti getirecekken sırf taraftarların sevgilisi diye Nihat’ımıza sırt çevirmek olmaz.Bugün forumlarda ve Beşiktaş kaynaklı haber sitelerinden de takip ettiğim kadarıyla Nihat’ta karşı çıkanların aksine destek veren kısmın çoğunlukta olması sevindirici.Demek ki Vefa sadece bir semt adı değilmiş.!
Son olarak bir tespit.Nihat bugün istediği İspanyol kulübüne transfer olabilir.Kabul edelim ki Nihat’ın hala Avrupa’da,Dünya’da bir adı ve piyasası var.Herhangi bir İspanyol kulübüne gider ve ilk serüveninde olmasa bile başarılı bir kaç yıl geçirebilir.Bakalım o zaman da Nihat’ın attığı gollere sevinip Beşiktaş’lı Nihat diye koltukları kabaracak mı?……
23 Nisan 2011 Cumartesi
Futbol'un İçinde ki Detaylar Serisi-1
Futbolun içinde ki gördüğümüz ama belki de çok konuşmadığımız detaylar konusunda ufak bir seri başlatmak ve görüşlerimizi paylaşmak istedik.
İlk yazı konumuz: Git gide formanın her yerini işgal eden reklamlar.
Neredeyse herkesin dilinde "Endüstrileşen Futbol Dünyası".Bunun sonucunda kimi taraftarlara göre kutsal olan takım formaları kulüplere gelir getirmek adına Endüstriyel Futbol anlayışına yenik düştü.Bu konuda verilebilecek en çarpıcı örnek ise Fransa Lig'i takımlarının giydiği formalar.Aşağıda ki Toulouse forması buna bir örnek.
Her taraftarın gönül verdiği takımının eşyası ve bunun en önde gelen unsuru olan formaları onlar için kutsaldır.Tıpkı bağlı oldukları ülke formaları gibi.Kimilerine göre daha bile değerli!Peki nasıl girdi bu reklam unsuru futbolumuzun içine.
1974 senesinde efsane İngiliz takımı olan Liverpool yine bir İngiliz olan Umbro firmasıyla anlaştı ve spor kıyafetler tedarikçisi olarak ilk oldu futbol adına.Bununla beraber yeni gelir kapısı açılmıştı ve hemen ardından reklam geliri çıktı karşımıza.İlk tedarikçi anlaşması yapan ve bu konuda öncü olan Liverpool kulübü ardından bir ilke daha imza attı ve 1979 yılında Japon Hitachi firmasıyla anlaşarak formasına reklam alan ilk kulüp oldu.
Tabii ki her kulüp için bu yeni anlaşmalar büyük katkı olacaktı kulüplerin yaşayabilmesi adına.Her düşünceye olduğu gibi bu yeni gelir fikrine karşı çıkanlar da vardı.Yine bir dünya devi olan Katalan Barcelona gibi.Kuruluş yılı 1899 olan kulüp bu tarihten itibaren hiç forma reklamı almamış ve "formamızın değeri hiç bir para ile ölçülemez" anlayışını benimsemiştir.Ta ki 2010'da yapılan ve kurucusu Katar Şeyh'i Hamid Bin Halife El Tanı olan 1995 yılında kurulan Katar Vakfı (Qatar Foundation) ile 165 milyon Euro değerinde 5.5 yıllık anlaşmanın altına imza atana kadar.Barcelona bile formasına reklam almama konusunda ki sertliğini bırakmışken sanırım futbolun duygusallığını git gide kaybediyoruz.Bakalım nereye kadar içine çekecek bu durum bizleri.



Peki bu unsurlardan sonra bizim ligimiz de durum nasıl?Bu konuya önce büyük kulüplerimizin hangi firmalar ile ve formalarının nerelerine reklam aldığına bakmakla başlayalım.
BEŞİKTAŞ GALATASARAY
Göğüs: Cola Turka Göğüs: Türk Telekom
Kol 1: Avea Kol 1: Avea
Kol 2: Avea Kol 2: Avea
Sırt: Ülker
FENERBAHÇE TRABZONSPOR
Göğüs: Avea Göğüs: Türk Telekom
Kol 1: Türk Telekom Kol 1: Avea
Kol 2: Fenerium Kol 2: Avea
Sırt: Ülker
Endüstrileşen futbol dünyası mantalitesi oturmuş tamam ama futbolun duygusallığı,kalbi ve en önemlisi ruhu bu mantaliteye ne kadar dayanacak merak ediyoruz doğrusu.Bizim için tuttuğumuz takımın renklerini barındıran her şey kutsaldır ve biz buna sonuna kadar sahip çıkarız.Futbol dünyasının bu ruhu ne kadar yok ettiğine bakmadan,hiç bir çıkar gözetmeden ve daima.Hep söylediğim gibi;Takım sevgisi anne sevgisi gibidir,karşılık beklemeden ölesiye!Her şeyi ve herkesi sevebiliriz ama her sevginin önüne geçmese bile içten içe baskın çıkan bir sevgidir bu..
Son olarak ta bizim ligimizde yarışan takımlarımızın formalarına alacakları reklamlar ve yerleri konusunda bilgi içeren fotoğraflar.Bunun akabinde forma reklamında öncü olan İngiliz takımlarının forma sponsorları ile yapılanan anlaşmalardan elde ettikleri gelir tablosu var.
Turkcell Süper Lig Forma Sponsor Reklamları;
Forma Ön Yüz / Formanın ön göğüs kısmında yer alır. Boyut 200 cm2 olmalıdır.
Forma Arka Yüz / Formanın sırt kısmında Boyutu 150 cm2 olmalıdır.
Forma Sağ Kol / Kol üzerindeki reklam alanıdır. Boyut 50 cm2
Şort Sağ Ön Yüz / Şortta bulunan logo alnıdır, boyutu 100 cm2 dir.
İngiliz kulüplerinin forma sponsorları ve gelirleri :
17 Nisan 2011 Pazar
Pazarlama ve Kartal Yuvası

Hemen her maç sonunda kendi taraftar ürünlerini pazarlamaya çalışan kulüplerimiz (FB-GS-EsEs-Trabzon gibi) maç sonu röportajları sırasında futbolcularına bu ürünlerinden giydirip bir anlamda canlı vitrin yapıyorlar.Bu hem çok akıllıca hem de taraftarı özendirici bir durum.Buraya kadar her şey çok güzel görünüyor.Bizi ilgilendiren kısım ise,Beşiktaşımızın durumu.Bu saydığım kulüperin o kadar kaliteli ve şık ürünleri var ki sanırım oyuncular mecburiyetten değil severek beğenerek giyiyorlar bu kıyafetleri.Özellikle FB ve GS ürünleri yakından görmemekle birlikte televizyondan da ne kadar kaliteli ve şık oldukları gayet açık belli ediyor kendini.Yıllardır en geniş yelpazesi olan taraftar store'u Kartal Yuvası idi.Ürünler hala çok seçenekli ona bir sözüm yok ama rakiplerimizin ürün seçenekleri bizimkine göre kat ve kat artmakla birlikte bizim yerimizde saydığımız gerçeğini birisi Satış ve Pazarlama'dan sorumlu yönetici her kimse ona acilen hatırlatmalı.Kulüp yönetmek sadece yüksek bonservis bedelli yaşı geçmiş oyuncu transfer etmek değildir.Bizim Kartal Yuvaları ürünleri o kadar kalitesizki değil almak almayı bile düşünmezsiniz.Hummel marka spor ürünleri gelmeseydi eğer kalite eksilerde geziyordu.Buradan sesimiz nereye nasıl gider bilemiyorum ama taraftarlar Kartal Yuvalarından ürünlerimizi alsın ve bize destek versin diye kasılmayında adam gibi ürünler çıkarın.Hem haliteden yoksun hem de fahiş fiyatlarla ürün satmayı bırakın.Her sene forma alıyoruz gerisi yok.Yurt dışına Golf turnuvalarına gittiğimizde büyük kulüplerin yönetici ve oyuncularıyla görüşürken bir kere de olsun onların taraftar marketlerine girip bir bakın.Belki bir ihtimal feyz alırsınız.BELKİ....
15 Nisan 2011 Cuma
İşin Kısa Özeti BJK-GB
Bugün ki maç hakkında hiç öyle uzun uzadıya yazmaya da konuşmaya da gerek olmayan bir görüntü vardı.İlk yarıda ki pozisyon vermeyen aksine oyunun mutlak hakimi ve pozisyonlar bulan akabinde harika bir organizasyonla İsmail'in güzel asistiyle golü bulan da Beşiktaş'tı.İkinci yarı ise Ernst'in şutundan kornere giden topun sonucunda doğan köe vuruşundan İbrahim Toraman'ın klasik ön direk golü ile skoru 2-0'a getirdi.Artık her ne olduysa bu dakikadan sonra oldu.Jedinak'ın frikikten gelen golü ve sonrasında Tayfur hocanın Bobo-Nihat ve Fernandez-Aurelio değişikliği maçın kaderini değiştirdi.Orta alandan hızlı toplarla atağa çıkan Gençlerbirliği kontra ataktan golcüsü Mustafa Pektemek ile skoru 2-2'ye getirdi.2-0 iken Almeida'nın kaçırdığı kafa topu ve hakem İlker Meral'in kararsız tutumu (özellikle çıkmayan kartlarda),sahaya çıkmış ama uçakta anlaştığı kulübe giden Bobo,iyi oynamasına rağmen hatalı çıkışları ve yersiz şutları ileİsmail,puan kaybında katkısı olan isimlerdi.Skor 2-0 dan 2-2 olmuş olabilir lakin Beşiktaş'ın sahaya yansıttığı oyun 3 puanlıktı.Beşiktaş'ımıza tebrikler oyun için.Yanlış değişiklikler ise Tayfur hocanın eksiklikleri idi ama bundan şikayetçi değiliz.Seneye bu takımın başında hocamızı görmek istiyoruz.
Bir söz de taraftarımıza,ezeli rakibimiz Galatasaray'ın şu an ki hali içler acısı olmuş olabilir lakin düşme potasına girmeye ramak kalmış rakibimizi ve onların taraftarlarını küçük düşürmeye kimsenin hakkı yok.Büyük Beşiktaş taraftarına bu tutum hiç yakışmıyor.Kupa için söylenen Fenerbahçe olayı ise bundan ayrı bir konu,onlarda bize 8li kafiyelerle takılıyorlar bunlarda futbolun cilvesi.GS'ın düştüğü duruma seneye de bizim düşmeyeceğimiz garanti olmamakla birlikte onların durumundan da ders çıkarmamız gerekiyor.
Bir söz de taraftarımıza,ezeli rakibimiz Galatasaray'ın şu an ki hali içler acısı olmuş olabilir lakin düşme potasına girmeye ramak kalmış rakibimizi ve onların taraftarlarını küçük düşürmeye kimsenin hakkı yok.Büyük Beşiktaş taraftarına bu tutum hiç yakışmıyor.Kupa için söylenen Fenerbahçe olayı ise bundan ayrı bir konu,onlarda bize 8li kafiyelerle takılıyorlar bunlarda futbolun cilvesi.GS'ın düştüğü duruma seneye de bizim düşmeyeceğimiz garanti olmamakla birlikte onların durumundan da ders çıkarmamız gerekiyor.
15 Mart 2011 Salı
Shuster Reyiz (!) Gitmiş ama.....
Bugün işteyken babam aradı,söylediği şey "hadi gözün aydın gitmiş" desi,Reyiz'i kastederek.İlk tepkim "ciddimisin,şükür" oldu.Gitti gitmesine de,gidişi nasıl oldu?
İstifa etmiş ve tüm alacaklarına karşılık sözleşmesini fesh etmiş.Buraya kadar gayet güzel lakin,geçen hafta ülkemize gelen menajerinden için demişti ki reyiz "Benim için değil Guiza için geldi".Bugün öğreniyoruz ki,İspanya kaynaklı haberlerden,avukat tam da sahibine yani Shuster için gelmiş.Cebinde hocaya gelen tekliflerle.Bunların isimleri Getafe,A.Madrid,Hamburg ve yeni başkanını seçecek olan S.Lisbon.Ona yakışır vaziyette gitti diyenlere söylüyorum,eğer yakışan bizi kandırmak ve dalga geçmek ise yakışanı yaptı evet.Avukatı kendi için gelmişti ve gelen teklifleri değerlendirdi Manisa maçından sonra da istifa dilekçesini sundu.Tüm alacaklarından vazgeçti deniliyor,sanki büyük iş yapmış gibi.Sözleşmede geçen iki taraftan birisi yollarını ayırmak isterse tazminat öder maddesi var.Yani hoca büyüklük yapmamıştır sadece kulübün ona karşı tutumunu tahmin ettiğinden fırsatı değerlendirmiştir.Ha tabi ki kulüpte bu teklifi içinde bulunduğu havayı dağıtmak için fırsat kullanmıştır.Shuster avukatıyla benim tahminimce gelen teklifleri konuştu,alacaklarını paylaştı,istifa halinde tazminat bedelini konuştu sonra da karar verdiler.Biz istifa edersek,bunlarda zaten bahane arıyorlar araya bir de alacaklarımdan feragat ediyorum dersek tazminat konusu açılmaz biz de "sözde adamlıkla" sıyırırız.
Yakışmadı Sayın Reyiz böyle kurnazlık yakışmadı.Biraz hafızasını zorlayan arkadaşlar hatırlayacaktır,zamanında J.B.Toshack giderken olanları.Real Madrid istedi onu ve o da kulübe durumu aktardı,kulüpten aldığı yanıt (o zamanki futbol şube sorumlusu Hasan Arat'tı onun üzerinden yapılıyor du görüşmeler) "saygı duyarız böyle bir teklifi değerlendirmek istersen" oldu ve kendisine toplam 400 bin dolar olan alacaklarının yazılı olduğu çeki Hsan Arat kendisine takdim etti.Sn.Toshack'ın cevabı ise " ben sizi yarı yolda bırakıyorum bu parayı alamam" oldu ve R.Madrid'e gittiğinde ise Madrid ekibinden Beşiktaş kulübüne sözleşme fesih bedeli olarak 600 bin dolar kazandırdı.Yani Beşiktaş kulübüne giderken bile 1 milyon dolar kazandırdı Toshack.Gidiş öyle kurnazlıklarla değil böyle adamlıkla olur.
Shuster doğru gitti diyenlere hatırlatır saygılarımı sunarım.Yolu açık olsun falan da demem.Kulübü dünya borca soktu her istediği oyuncuyu aldırdı,bu kulüp hiç bir hocaya (Del Bosque'ye bile) bu kadar destek vermedi hele hele bu kadar para ve imkan sınırsızlığı hiç birine yapmadı.Dieyeceğimiz tek şey GÜLE GÜLE.
11 Mart 2011 Cuma
Kaybolan Ruhlar
Beşiktaş bugün Manisaspor deplasmanında 0-0'lık skor ile 1 puanla yetindi.Maç adına söylenecek çok şey yok,hoş konuşmaya da mecalimiz de yok ya artık...
Ancak bir kaç detay üzerine konuşmak lazım.
Ortada kupa dışında bir heedefi kalmayan Beşiktaş sahaya Kalede Rüştü,Ortada Aurelio,Savunmada Ferrari ile çıkıyor.Hedefsizlik bile bazen bir hedeftir bakış açısına göre! Mesela nedir bu hedef ya da ne olabilir?
Bu kadar hedefsizliğin içinde asıl önemli olan genç oyunculara hedef çıkartmaktır.Kalede Rüştü değil de Cenk oynasa,Savunmada Ferrari yerine bir başka genç oyuncu olsa (Atınç sakatlanmıştı GBB maçında) Ortada Necip oynasa sonrada oyuna Furkan girse,Muhammed girse,bu oyuncular için bir hedef yaratılamaz mı? Bu oyuncular oynasa takımın sahada olmayan RUH'u öne çıkmaz mı?
Bir de asıl kalbimizi inciten olay;Dakika 92 olmuş Ernst oyuna giriyor ve yüz ifadesine bakın.Sn.Shuster bilmiyor galiba Beşiktaş için Ernst,Ernst için Beşiktaş ne demektir.Kartalcell reklamında dediği gibi Beşiktaş onun için Aşk'tır.Beşiktaş ve Beşiktaş'lılar için ise Ernst koca bir Ruh ve Yürektir.Ernst'i onun bu takıma verdiklerine hakaret edercesine son sn'de zaman geçirmek için oyuna sokan zihniyeti sonuna kadar sorguluyor ve kınıyoruz.
6 Mart 2011 Pazar
Haklı Olan Yine TARAFTAR:AYIP OLUYOR !!!
Neresinden başlamak lazım bilemiyorum bu yazıya,hoş neresinden tutsan elinde kalır ya!
Maç öncesi Klasik Türk işi zihniyet iş başındaydı Beşiktaş yatacak Trabzon rahat alacak vs.Bu zihniyetteki Örümcek Kafalılar bu maçtan sonra da aynı şeyi konuşuyorlarmıdır çok merak ediyorum.(meraka gerek yok izlemeden Tweet RT ediliyor bu ülke de)
Maça geçmeye skordan başlarsak 2-1 Trabzon kazandı.Kazandı kazanmasına da kim kaybetti asıl soru bu.İllaki bi kazanan yada kaybeden olacak ama sahanın kaybedeni her zaman ki gibi Türk Hakemliğiydi!Belki Beşiktaş yine kaybedecekti ama bu muhtemel çok güzel geçecek belki de sezonun en iyi maçını izlemekten bizi Sn.Tolga Özkalfa mahrum bıraktı verdiği ve vermediği kararlar ile.
Kalfalık değil Ustalık gerektiren kararlar:
Maçın başında Giray'ın İsmail'e haraketi net kırmızı kart.Her ne kadar Markus Hoca sarı dese de ben kırmızı oldugunu düşünüyorum.
Sonrasında orta alanda Guti'nin yaptıgı hareket net sarı.
Simao'nun golü net Gol.
Girayın el pozisyonunda el yok elden sonra Bobo'ya net Penaltı.
Simao'nun eliyle aldığı pozisyon net Sarı ikinci sarıdan dolayı atılmalıydı.
Burak'ın pozisyonu net sarı Penaltı söylemleri yanlış.
Serkan'ın kırmızı aldığı pozisyon doğru lakin vermediği diğer kartlara bakılınca ağır bile kaçabilir!
İşin özü hakem sezonun belki de en kötü maçını yönetti.
Trabzon tarafını fazla konuşmaya gerek yok iki kişi dışında.Birisi Burak Yılmaz.Burak belki maç kazandırıyor belki takımı şampiyom bile olabilir lakin her hafta sanki G3 ile vurulmuş gibi her pozisyonda sacını basını yolması kendisini inanılmaz antipatik yapıyor.İkincisi ise Sn.Bşk.Sadri Şener.Kendisi konuştukça takımına olan sempatisini azaltıyor.
Kaybeden taraf olan Beşiktaş'a gelince:
Maç kadrosunu gördüğümde çok şaşırmış çıkabilecek en iyi kadro demiştim.İlk yarı sonuna kadar da bunun neticesini iyi oyunla almıştık.Taa ki Fernandes-Nobre değişikliğini görene dek.Aynı şekilde Trabzon'a hemen her maçta gol atmış Bobo'yu Almeida ile değişmeside aynı zihniyetin ürünüdür.Bizler bu güne kadar Shuster'e destek vermişsek daha öncekilere (del Bosque,E.Sağlam,Lucescu) çok haksızlık yapmışız demektir.
Hakem hatalarını herkes konuşuyor kendi çapında eleştiriyor lakin bunları konuşurken biraz da kendimize bakmamız gerekiyor.Bir takım Fenerbahçe maçında geriye düşüp direnemiyor ise,Trabzonspor maçında rakip yaklaşık yarım saat eksik oynuyor ve sen maçı kendi sahanda kopartamıyorsan her şeyden evvel önce kendine bakacaksın.Trabzonspor on kişi kaldı kendince direndi mücadele etti ama sen aynı duruma düşünce aynı direnci gösteremiyorsun her şeyden önce bunu sorgulamak gerekir.
Sezon öncesi yönetime o kadar Yeter! dendi yönetimde bizleri susturmasını bildi.Yaptığı transferlerle herkesi susturdu,gözümüzü boyadı ve taraftar anında sustu baş tacı yaptı.Şimdi ise onun mahçupluğunda Shuster'den başkasına laf edemez halde.oysa bildiğimiz Beşiktaş taraftarı çoktaaaan Yönetimi hedef almıştı kulübü düşürdüğü borç yükünden dolayı.
Radikal kararlar alınacak mı bilmiyorum lakin alınacak ise Gaziantep ile oynanacak Kupa maçlarından sonraya kalmalı.Her zaman yapıldığı gibi yanlış zamanlama yapılmamalı,elimizde kalan tek tutar dalımız bu sonuçta.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












